1. Bölüm: Kapıyı Kapatan Adam
Mustafapaşa'nın üstünde bulutlar bir hafta önceden başlamıştı toplanmaya, ama bugün başkaydı; gökyüzü peri bacalarının üzerine çökmüş gibi ağırdı, taş evlerin bacalarından yükselen duman bile yukarı çıkamıyor, hemen sokağa yayılıyordu.
İhsan, elindeki bastonla kapı kapı dolaşıyordu. Sesini yükseltmeden, ama her evin önünde durup aynı şeyi söylüyordu.
— Bu gece yollar kapanabilir. Kim neye ihtiyacı varsa şimdi konuşsun.
Kemal'in kapısına geldiğinde de öyle dedi. Kemal kapıyı aralık açtı, dışarıdaki soğuğu içeri sızdırmamaya özen göstererek.
— Bende bir şey yok, İhsan Bey. Merak etmeyin.
İhsan bir şey söylemedi, sadece başını salladı ve yürüdü gitti. Kemal kapıyı kapattı, sürgüyü çekti. Evin içi soğuktu ama o soğuğa alışmıştı artık; bir yıldır alışmıştı. Nurhan'ın oturduğu koltuğun üzerindeki örtü hâlâ aynı yerde katlıydı, kimse dokunmasın diye değil, dokunacak kimse olmadığı için.
Daha yarım saat geçmemişti ki kapı yeniden çalındı. Bu sefer vuruş daha yumuşaktı.
Açtığında Derya'yı gördü, elinde bir tencere, üzerine sardığı bez hâlâ buğulanıyordu.
— Mercimek çorbası yaptım. Karla kalırsanız diye biraz fazla pişirdim.
Kemal'in bakışları önce tencereye, sonra kadının soğuktan kızarmış yanaklarına gitti. Bir an tereddüt etti — sadece bir an.
— Zahmet etmeyin, Derya Hanım. İhtiyacım yok.
Derya'nın yüzünde kırılma değil, sabır vardı. Alışkındı bu cevaba; her gün aynı kapıya geliyor, her gün aynı cümleyi işitiyordu. Yine de gülümsedi, gülümsemesi biraz üşümüş gibi görünse de.
— Peki. Ama kapınızın önünde bırakayım, isterseniz alırsınız.
Kemal cevap vermedi. Kapıyı kapattı, yine yavaşça, yine ses çıkarmadan.
İçeride, pencereden dışarı baktı. Gökyüzü artık siyaha yakın bir griydi. İlk kar tanesi, tam o an, camın kenarına konup eridi.
İçinden bir ses, bu kış eskisi gibi geçmeyecek, dedi ama Kemal o sesi de, tıpkı diğerlerini kapattığı gibi, duymamış gibi yaptı.




